Büyük Sosyalist Ekim Devrimi 100. yılında! Gelecek mutlak sosyalizm!

Tüm işçi ve emekçileri, Ekim Devrimi’nin 100 yıl önce yükselttiği o büyük çağrıya kulak vermeye, Yeni Ekimler ve sosyalizm yolunda omuz omuza yürümeye çağırıyoruz.

İşçiler, emekçiler, gençler!

Dünyayı sarsan Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’nin 100. yılındayız!

100 yıl önce, 26 Ekim (7 Kasım) 1917’de, Rusya’da yoksul köylülüğü arkasına alan işçi sınıfı büyük bir çığır açtı. İlk kez bir ülkede burjuvaziyi devirerek iktidarı eline aldı.

Bu büyük ve şanlı devrim, emperyalist-kapitalist dünyanın efendileri tarafından ezilen, sömürülen, savaşlarda kırılan işçiler, emekçiler ve ezilen halklar tarafından coşkuyla karşılandı.

Buz kırılmış, yol açılmış, artık yeni bir çağ başlamıştı. İşçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin kendi kaderlerine egemen olacağı yeni bir toplum kuruluyordu.

Rusya işçi sınıfının bu büyük eylemi, dünyanın pek çok köşesinde yankılandı. Emperyalist-kapitalist barbarlıkla yüz yüze kalan, derin acılar çeken ve bir kurtuluş yolu arayan milyonlarca insan Ekim’in çağrısına yanıt verdi. Pek çok ülkede toplumsal ayaklanmalar, devrimler yaşandı. Bir dizi ülkede işçilerin önderliğindeki emekçiler zafere çok yaklaştılar. Ancak başaramadılar, burjuvazi büyük katliamlarla sonuçta bu başkaldırıları ezdi. Böylece Ekim Devrimi’yle Rusya’da iktidarı alan işçi sınıfı yalnız ve kuşatılmış kaldı.

Ancak buna rağmen, Sovyetler Birliği’ni kurmuş bulunan çeşitli halklardan emekçiler büyük bedeller ödeme pahasına devrime ve kazanımlarına sahip çıktılar. Emperyalist-kapitalist dünyanın korkunç kuşatmasına karşı savundular, üzerlerine gönderilen Nazi savaş makinasını ezdiler. Böylece aynı zamanda tüm insanlığı faşizm belasından kurtarmanın büyük onuruna sahip oldular.

Ekim Devrimi dünyanın dört bir yanında işçi sınıfına ve tüm ezilenlere kurtuluşun yolunu göstermeye devam etti. Nerede ayağa kalkan işçiler varsa, nerede ezilen bir halk varsa yüzünü Ekim Devrimi’nin ışığına döndü, ondan güç ve ilham aldı.

Kardeşler!

1800’lü yılların sonları kapitalizmin emperyalizme geçiş çağıydı. Dünya büyük emperyalist devletler tarafından paylaşılmıştı. Ancak derinleşen kapitalist bunalım ve keskinleşen rekabet, yeni bir emperyalist paylaşımı zorunlu hale getirdi. Bunun sonucu, muazzam boyutlara varan silahlanma ve bir noktadan sonra da kaçınılmaz biçimde savaşlar oldu. 1905 Rus-Japon savaşı bunun ilk halkalarından biriydi. 1914’te ise tüm dünyayı kapsayan ilk büyük emperyalist savaş patlak verdi.

Rusya işçi sınıfı ve yoksul köylülüğü bu emperyalist savaşlar dönemine kendi ülkelerinden devrimlerle yanıt verdiler. Önce yenilgiyle sonuçlanan 1905 Devrimi’ni gerçekleştirdiler. Sonra da emperyalist dünya savaşını sınıf savaşıyla yanıtlayarak, 1917 Ekim Devrimi’ni zafere ulaştırdılar...

Rusya proletaryası 1905 Devrimi ile bir sınıf olmanın gücünü kavradı, neler yapabileceğini gördü, dostunu ve düşmanını ayırt etmeyi öğrendi. En önemlisi, kendi iktidar organı ve gerçek bir işçi demokrasisi örneği olan Sovyet örgütlenmesini yarattı. Mücadelenin ateşi içinde, devrimci sınıf partisi Bolşevik Parti ile buluştu. 1905 Devrimi Çarlık rejimi tarafından bastırılsa da, işçi sınıfı büyük bir sınavdan geçti ve geleceğin yeni mücadeleleri için muazzam önem taşıyan bir deneyim kazandı. Nitekim yaklaşık on sene sonra, Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’ni, önceki mücadelelerinin bu kazanımlarına dayanarak zafere ulaştırabildi.

1917’nin ilk aylarına gelindiğinde açlık ve yoksulluk yanında savaşın perişan ettiği bir toplum vardı. Bu ortamda ilk harekete geçenler, yıkımın acısını derinden yaşayan işçi ve emekçi kadınlar oldu. Onların “ekmek” talebiyle yaptıkları 8 Mart gösterisi kanla bastırılmaya çalışılınca, başkentin işçileri ayağa kalktılar. Onları toplumun diğer kesimleri izledi. Cephede savaşan ve büyük bölümüyle köylülerden oluşan askerler ve ardından diğer kentlerin işçileri ve kırlarda köylülük ayağa kalktı. Böylece birkaç gün içerisinde Çar devrildi.

Ekim Devrimi’ne giden yolda bir ilk adım olan Şubat Devrimi gerçekleşmişti.

Ancak işçi sınıfı henüz iktidarı alacak politik güç ve olgunluğa sahip değildi. Bu koşullarda “ikili iktidar” durumu ortaya çıktı. Resmi iktidar burjuvazinin elindeydi. Fakat silahlı işçi, asker ve köylülüğün öz örgütleri olan Sovyetler, siyasal-toplumsal yaşamda fiilen iktidarı elinde tutuyordu. Ancak bilinç yönünden henüz burjuvazinin elinden iktidarı çekip alabilecek durumda değildi.

İşçi sınıfının bağımsız çıkarlarının tek gerçek ve devrimci temsilcisi olan Lenin önderliğindeki Bolşevik Parti için hedef netti: Tüm iktidar işçi sınıfı ve köylülüğün temsilcilerinin oluşturduğu Sovyetlere geçmeliydi.

İşçi sınıfı ve yoksul köylülük “ekmek, toprak ve barış” istiyordu. Ancak iktidardaki burjuvazinin temsilcileri ile ona payandalık yapan partiler bu taleplere yanıt vermediler, veremezdiler. Böylece işçi sınıfı ve yoksul köylülük zaman içinde bizzat yaşayarak gerçekleri gördüler. Gerçek dostlarını ve düşmanlarını mücadelenin ateşi içinde tanıyarak, sonunda Bolşevik Parti’nin yükselttiği bayrağın altında birleştiler. Devrim için tüm koşullar oluşmuştu artık!

7 Kasım günü silahlı bir ayaklanmayla işçi sınıfı ve onunla kader birliği yapan emekçi köylülük burjuvazinin sınıf egemenliğini yerle bir etti ve iktidarı bizzat eline aldı. Artık tüm iktidar Sovyetlerin idi!

Dünyayı sarsan Büyük Ekim Devrimi gerçekleşmişti.

Devrim esas olarak işçi sınıfına kararlı ve doğru bir önderlik yapan Bolşevik Parti’nin  ve onun lideri Lenin’in eseri oldu. Daha sonraki tüm devrim deneyimleri, koşullar ne kadar uygun ve işçi sınıfı devrime ne kadar yakın olursa olsun, Bolşevik Parti gibi bir devrimci parti olmaksızın işçi sınıfının iktidarı almasının mümkün olmadığını gösterdi.

Kardeşler!

Ekim Devrimi ile iktidarı alan işçi sınıfı, emperyalist savaşın harap ettiği bu büyük köylü ülkesinde pek çok temel sorunu bir hamlede çözdü ya da çözümün yolunu açtı.

Devrim ile, işçi ve emekçileri boyunduruk altında tutmaya dayalı burjuva sınıf iktidarının sözde temsil organları aşıldı. Bizzat mücadelenin yarattığı Sovyetler sayesinde insanlığın gördüğü en ileri demokrasi örneği yaratıldı. Silahlanmış işçiler ve yoksul köylülerin temsilcilerinden oluşan Sovyetler, gerçek bir işçi demokrasisinin organlarıydılar. Ülke çapında merkezileşen Sovyet Kongreleri ve yürütmeleri yoluyla, işçi sınıfı ve emekçiler ülke yönetiminde doğrudan söz sahibi oldular.

Böylece yüzlerce yıllık eşitlik ve özgürlük idealleri ilk kez olarak gerçek sosyal eşitlik temeline kavuşuyor, üretenler üretim araçlarına ve iktidara sahip oluyorlardı. Toplumun tüm zenginliklerinin ve imkanlarının emekçilerin yararına kullanılması demekti bu.

Rusya gibi geri bir ülkede, daha o zamanda 7 saatlik iş günü, ücretsiz eğitim ve sağlık, herkese iş, konut ve gelecek güvencesi, devrimin ardından kurulmakta olan sosyalizmin kazanımlarından sadece bir kısmıydı.

Dünyada ilk kez kadınlar seçme ve seçilme hakkı elde ettiler. Kadının çok yönlü köleliğine köklü adımlarla son verildi.

Devrim Çarlıktan miras tüm Ortaçağ kalıntılarını silip süpürdü, büyük toprak mülkiyetine son verdi. Yoksul köylülüğe toprak verdi.

Rus olmayan bütün uluslara, hatta hâlâ kabile hayatı süren milliyetlere, kendi kaderlerini belirleme hakkı verdi, kendi öz cumhuriyetlerini ya da otonom bölgelerini tanıdı.

Devrim çözümün yolunu sonuna kadar açmıştı, artık eski düzenden miras kalmış pek çok sorunun toplumsal yaşamdan kazınması zamanla olacaktı.

Büyük güçlükler, imkansızlıklar ve bedellere, ağır bir emperyalist kuşatmaya rağmen kısa sürede büyük başarılar elde edilecekti. İşte bu başarı ve gelişme olmasaydı, insanlığı Nazi faşizmi gibi büyük bir beladan kurtaran anti-faşist zafer de mümkün olmayacaktı.

Kardeşler!

Rusya gibi geri bir ülkede büyük bir gözüpeklik ve cesaretle sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurmak için yola çıkan işçi sınıfı ve onun devrimci partisi, emperyalist-kapitalist dünyanın efendilerine on yıllar boyunca kök söktürdü.

Ancak son derece geri ve harap bir ülkede, üstelik ağır bir emperyalist kuşatma altında, sosyalizmi inşa gibi zorlu bir görevi üstlenmiş olmak başlı başına bir zorluktu. İçeride çok yönlü ağır yükler ve dışarıdaki emperyalist-kapitalist baskıya rağmen işçi sınıfı büyük başarılar elde etse de, bu sürecin zamanla büyük bedelleri oldu. Başlangıçta zorunlu olarak başvurulan yöntemler giderek bürokratik-ayrıcalıklı bir sınıfın oluşumuna zemin yarattı. Bu da zamanla devrimin değerlerinden ve sosyalizmden uzaklaşmaya yol açtı. 72 yıl sonraki çöküş bu gelişmenin sonucunda yaşandı.

Sovyetler Birliği’nin çöküşü emperyalist-kapitalist haramiler tarafından büyük sevinçle ve “tarihin sonu” yalanlarıyla karşılandı. Fakat ne oldu? Çok geçmeden hiçbir şeyin değişmediği, bu düzenin insanlığa her geçen gün daha da ağırlaşan baskı ve sömürüden, yıkım ve savaşlardan, genel bir çöküşten başka bir şey sunamadığı, insanlığın yeni Ekimler’e ekmek ve su gibi ihtiyacı olduğu görüldü.

Yaşadığımız dünyaya baktığımızda, Ekim Devrimi’nin gerçekleştiği yüzyılın başındaki dünyadan bir farkı yoktur. Emperyalist-kapitalist dünya bir kez daha bunalımlar ve savaşlar dönemine girmiş bulunmaktadır. İşçi sınıfı ve emekçiler dünyanın dört bir yanında çok yönlü bir yıkımın faturasını ödüyor, acılar çekiyor, emperyalistlerin tarafı olduğu savaşlarda kırılıyorlar.

Bizzat Ekim Devrimi’nin muazzam tarihi sarsıntısının etkisiyle, kapitalist ülkelerde bir dönem işçi sınıfı ve emekçilere tanınan ekonomik, sosyal ve siyasal hak ve kazanımlar, Sovyetler Birliği’ndeki yıkılışın ardından bir bir ellerinden alındı.

Bu koşullarda tek çıkış, Ekim Devrimi’nin açtığı yoldan yürüyerek yeni Ekimler yaratmaktır. Toplumsal devrimi gerçekleştirmek ve sosyalizmi kurmaktır.

Kardeşler!

Günümüz dünyasında yeni Ekimler ve sosyalizm için koşullar her zamankinden daha olgundur. Dünya yeni bir devrimler dalgasına gebedir.

Ekim Devrimi ve devrimin ardından yaşanan sosyalizm deneyimi, bizim en büyük dayanağımız ve yol göstericimizdir. Biz işe çok daha ileri bir noktadan başlayacak, bu kez sosyalizmi kesin zafere ulaştıracak koşullara sahip olacağız.

Sovyetler Birliği’nin çöktüğü o karanlık yıllarda siyaset sahnesine adım atan biz işçi sınıfı devrimcileri, en baştan itibaren kendimize Ekim Devrimi’ni örnek aldık, onun deneyimleri ve dersleri ışığında yola koyulduk. Daha ilk adımda “Yeni Ekimler için ileri!” şiarını yükselttik. Ekim Devrimi’ni yaratan, tarihin gördüğü o en devrimci partinin yolundan yürüdük.

Türkiye işçi sınıfı, devrimci sınıf partisinin önderliği altında zamanla olgunlaşacak, devrimcileşecek ve bu topraklarda Yeni Ekimler’i mutlaka yaratacaktır.

Tüm işçi ve emekçileri, Ekim Devrimi’nin 100 yıl önce yükselttiği o büyük çağrıya kulak vermeye, Yeni Ekimler ve sosyalizm yolunda omuz omuza yürümeye çağırıyoruz.

Kahrolsun emperyalist-kapitalist barbarlık düzeni!
Yaşasın Büyük Sosyalist Ekim Devrimi!

İşçi sınıfı savaşacak, sosyalizm kazanacak!

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu