Gerici ablukayı kırmak için; devrimci bir sınıf hareketi!

Her vesileyle reddettiğimiz kapitalizmin alternatifini ortaya koymak, “ajitasyon-propaganda, örgütlenme ve eylem” sürecinin temel bir teması olmalıdır. Zira kapitalizmi eleştiren söylemler kendi başına yeterli değildir.

Yoğun sömürü, ağır çalışma koşulları, kapitalistlerin kaba ve keyfi dayatmaları vb. sorunlarla boğuşan işçi sınıfı, farklı eylem biçimleriyle bu pervasızlığa tepki gösteriyor. İş bırakma, iş yerini terk etmeme, direniş gibi etkili eylem biçimlerine de yönelen işçiler, yazık ki henüz kapitalistleri taviz vermeye zorlama noktasında yetersizler.

Sınıfın ileri bölüklerinin karşılaştığı zorlanmaların, işçi sınıfının verili bilinç düzeyi ve örgütlenme kapasitesinin sınırlarıyla dolaysız bir bağı var. Mücadele bayrağını yükselten işçiler aynı anda sermayenin pervasızlığına, AKP iktidarının OHAL yasaklarına ve sendika ağalarının kirli oyunlarına karşı direnmek zorunda kalıyorlar. Üç koldan saldıran bu emek düşmanları, işçi sınıfını soluksuz bırakmak için adeta çırpınıyorlar.

Nesnel koşulların ağırlığına sınıf hareketinin zaafları eklenince, emek düşmanı cepheyi dize getirmek zorlaşıyor. Maden işçileri örneğinde olduğu gibi, kararlı bir direniş sergilendiğinde kısmi de olsa geri adım atan sermaye cephesi, ilk fırsatta karşı saldırıya geçebiliyor. Sömürücü sınıfların bu pervasızlığı, işçi sınıfının devrimci gücünü açığa çıkartacak bilinç ve örgütlenme düzeyinin yetersiz olmasından kaynaklanıyor.  

Setleri sınıfın devrimci eylemi yıkar

Saldırı furyasına karşı direnmeye çalışan işçi sınıfının aşamadığı gerilikler, kendi ayaklarına dolanıyor. Bu durum, özellikle mücadelenin kritik aşamalarında belirginleşiyor. Sınıfın verili koşullardaki bu açmazı, hem sermayenin demir yumruğu olan AKP iktidarını hem kapitalistleri hem de sendika ağalarını nispeten rahatlatıyor. Buna rağmen emek düşmanı cephenin en büyük korkusu uzun soluklu, kazanmayı esas alan militan bir sınıf hareketinin patlak vermesidir. 

Bu korkularında haksız değiller. Zira kapitalist düzende işçi sınıfı dışında onları dize getirebilecek başka bir toplumsal güç bulunmuyor. İşçi sınıfının bunu başarması ise bilinç ve  örgütlenmede bizzat eylemsel süreçler içinde mesafe alarak devrimcileşmesiyle mümkündür. Mücadelenin gelişim seyrinde bu düzey yakalanmadan birtakım kazanımlar elde etmek mümkün olsa da, sermaye cephesinin topyekûn saldırısını püskürtmek mümkün değildir. Komünistlerin devrimci bir sınıf hareketi yaratma stratejik hedefi, bu düzeyin yakalanabilmesiyle bağlantılıdır.

Öncü müdahalenin kritik rolü

Fabrika ve işletmelerde gerçekleştirilen grevler, direnişler, işgaller ve diğer eylemler işçi sınıfının ekonomik, demokratik, sosyal talepler uğruna mücadele dinamiklerinin güçlü olduğuna işaret ediyor. Bu dinamiklerin güçlenme eğiliminde olduğunu söylemek de mümkün. Zira AKP politikalarıyla daha hızlı derinleşmekte olan kriz, sosyal yıkım saldırılarının yoğunlaştırılmasını kaçınılmaz kılıyor. 

Mücadele eğilimi güçlü olsa da, işçilerin sınıf bilincinin zayıflığı, bundan dolayı dinci gericiliğin ve şoven milliyetçiliğin ideolojik etkisinde kalması, hareketin gelişim dinamiklerini zayıflatıyor. Gerici burjuva ideolojilerinin etkisi, bugün hareketin setlerini yıkıp daha ileriye sıçramasını engelleyen temel faktörlerden biridir. 

Elbette bu gerilik esasta sınıf mücadelesinin gelişimiyle aşılacaktır. Gerici önyargıları yıkmak için en uygun zemini, işçi sınıfının sermayeye ve siyasal iktidara karşı yükselttiği mücadele sağlar. Bu noktada hem mücadeleye hazırlık süreçlerinde hem mücadele anında devrimci öncünün oynayacağı rol kritiktir. Kendiliğinden hareketin taleplerinin kazanılması elbette önemlidir. Ancak öncü müdahalenin hem içeriği hem kapsamı bunun çok ötesindedir. Esas amaç sınıfın bilinç, eylem ve örgütlenme alanında mesafe almasıyla, devrimcileşmesinin yolunu açmaktır. Devrimci bir sınıf hareketi yaratma hedefine giden yol, ancak bu kapsamdaki başarılı müdahalelerle açılabilir. 

Siyaset yoğunlaşmış ekonomidir

Sınıf bilincinin zayıflığı koşullarında, ekonomik, sosyal vb. sorunlar ile sermaye iktidarı arasındaki sıkı bağ yeterince fark edilmemektedir. Oysa siyaset yoğunlaşmış ekonomiden başka bir şey değildir. Her gün bu ikisi arasındaki dolaysız bağları ortaya koyan sayısız olay yaşansa da, bu kadarı işçilerin ekonomi ile siyaset arasındaki bağı tüm açıklığıyla görmelerine yetmemektir.

Bundan dolayı sermaye iktidarının işçi sınıfı ve emekçileri hedef alan saldırılarının somutluğunda, bu bağın döne döne ortaya konulması, AKP iktidarının sömürücü sınıfların demir yumruğu olduğu gerçeğinin sistemli bir şekilde işlenebilmesi gerekiyor. OHAL zorbalığı, grev yasakları, iş cinayetleri, özelleştirme, taşeronlaştırma, kiralık işçilik, zorunlu emeklilik, hafta sonu tatilinin gaspı, işsizlik sigortası fonunda biriken paranın AKP iktidarı ve asalak kapitalistler tarafından yağmalanması, saraylarda sefahat sürmek için savrulan kaynaklar, ihaleler aracılığıyla “yandaş” sermaye gruplarına transfer edilen büyük kaynaklar, AKP şefleri ile aile bireylerinin sermaye sınıfının organik parçası olduklarını gösteren veriler... Bunlar akla ilk gelenler, liste daha da uzatılabilir. 

Tek alternatif sosyalizmdir!

Sınıfın bilinç, örgüt ve eylem planında devrimcileşmesi, kapitalizmin cepheden reddi anlamına geliyor. Diğer bir ifadeyle, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet tekelinin, ücretli köleliğin, baskının, zorbalığın ve her tür ayrımcılığın mahkum edilmesi ve reddi anlamına geliyor.

Her vesileyle reddettiğimiz kapitalizmin alternatifini ortaya koymak, “ajitasyon-propaganda, örgütlenme ve eylem” sürecinin temel bir teması olmalıdır. Zira kapitalizmi eleştiren söylemler kendi başına yeterli değildir. Nitekim TÜSİAD kodamanları, iktidardaki din bezirganları bile zaman zaman bunu yapabilmektedir. Onların eleştirisi, sistemin aksaklıklarını giderip ayakta durmasını sağlamak içindir. Biz ise, burjuva iktidarının yıkılmasının şart olduğunu, kurtuluş için işçi sınıfı iktidarından/sosyalizmden başka bir çıkış yolu bulunmadığını göstermek için eleştiriyoruz. Devrimci öncü müdahalenin temel amacı, kapitalizmin devrimci eleştirisini sınıfın öncü kesimlerine kavratmak, sermaye iktidarını hedefleyen bir bakışla işçilerin örgütlenip eyleme geçmesini sağlamaktır.