1917-2017: Yüzyılın çağrısı… Haklarımız, eşitliğimiz ve özgürlüğümüz için mücadeleye!

100 yılını geride bırakan Ekim Devrimi, kadınlar açısından haklar, eşitlik ve özgürlük talepleri ile bugünden yürütülen mücadeleyi devrim ve sosyalizm hedefiyle büyütmeye çağırıyor. Ekim Devrimi’nden, sonrasında atılan adımlardan, sosyalist inşayı kesintiye uğratan hatalardan öğrenerek yüzyılın çağrısına yanıt verelim: Örgütlenelim, devrimi örgütleyelim!

100. yılında Ekim Devrimi’ni kadınlar açısından hak eşitliği ve toplumsal özgürlük yönüyle incelediğimizde, şu iki olgu özellikle öne çıkmaktadır:

- Burjuva devrimlerinin, yüz yılı aşkın sürede kadınlara tanımadığı haklar Ekim Devrimi’nin hemen sonrasında hayata geçirilmiştir.

- Ekim Devrimi’nin üzerinden 100 yıl geçmiş olmasına rağmen Sovyetler’de sosyalizmin inşa sürecinde atılan adımların üzerine çıkan bir nitelik ortaya konamamıştır.

Ekim Devrimi’nin ardından bu yönlü adımların hızla atılması, onun, kadın sorununun toplumsal kökenini oluşturan özel mülkiyet düzenine çok derinden darbe vuran bir devrim olmasıyla ilişkilidir. Kuşkusuz ki devrimin bu çizgide gerçekleşmesinin en belirleyici noktası bilimsel sosyalizmi kılavuz edinmiş Bolşevik Parti’nin programıdır. Bu program hayata bakışı, davranış biçimini, yeni bir toplumu inşanın mihenk taşlarını işaret etmektedir. Bolşevikler, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin işlenmesinde de, örgütlenmesinde de ve nihayet devrim sonrası sosyalist inşanın temeli olmasında da doğru yaklaşımı sergilemişlerdir.

Ekim Devrimi’nin sonrasında kadınların toplumsal yaşamın her alanında yer alabilmeleri, eşit ve özgür bireyler olabilmeleri için, yıllardır içine sıkıştırıldıkları gericiliğin, baskının, ezilmişliğin izlerini silecek değiştirici ve dönüştürücü bir zemin hazırlanmıştır. Kadınlar arasında okuma-yazma oranını yükseltecek ve mesleki formasyon alacakları eğitim programları ülkenin en kırsal yerlerinde bile hayata geçirilmiştir. Her düzeyde eğitim almanın önündeki engeller kaldırılmış ve kadınların her türlü alanda eğitimi teşvik edilmiştir. Kadınların üretimde, siyasette, bilimde, sanatta yer alabilmesinin önü açılmıştır. Yasalarda ve aile içi yaşamda kadın ile erkek arasındaki her türlü ayrımı ortadan kaldıracak önlemler alınmıştır. Toplumsal yaşamın her alanında kadının en aktif şekilde yer alabilmesi için bin yılların üzerine yığdığı “sorumluluklardan” kurtulması sağlanmıştır. Kreşinden yemekhanesine, bakımevinden çamaşırhanesine oluşturulan toplumsal kurumsallaştırmalar ile tüm bu sorumlulukların toplumun ortak sorunları olarak görüldüğü ve çözümünün de kolektif zeminde olması gerektiği ortaya konmuştur.

Bu örnekler başta olmak üzere kadınların haklarının anayasal güvenceye alınması, toplumsal eşitliğin sağlanması, özgür bir yaşamı örmek için kadınların özgürleşmesi neden Ekim Devrimi’nin olmazsa olmazıdır veya doğası gereğidir? 

Hakların alınması ve özgür bir ortama kavuşmanın görüntü olması ile gerçek-kalıcı bir zemine kavuşması arasında toplumsal düzenin işleyiş, anlayış-çizgi farkı vardır. Artı-değer sömürüsü üzerine kurulu paranın eksen olduğu bir dünyada sermaye sınıfı tarafından işçi sınıfına haklar verilmez. Kapitalist düzende hak sahiplerinin mücadele etmeden, bir ayağa kalkış göstermeden hak alması mümkün değildir. Burjuva devrimlerinin ardından burjuvazinin belli katmanları, burjuva sınıfın kadınları toplumsal yaşamda söz sahibi olabilmek için kıyasıya mücadele etmek zorunda kalmıştır. Sloganlaştığı üzere, haklar söke söke alınır. Yani hak kazanma süreci zorludur. Ve hak alınması ne kadar zor ise kaybetmesi de o kadar kolaydır. Ola ki mücadele geri düşsün kazanımlar hemen gasp edilmeye başlanır. Kapitalist düzende özgürlükler de koca bir yanılsamadır. Özgür olduğun hissettirilir ama gerçekte böyle değildir. Bu düzende özgürlük paran kadardır.

Bir de paranın değil, insanlığın ihtiyaçlarının merkeze alındığı sosyalizme bakalım. Üretenlerin yönettiği, insanlığın ihtiyaçları doğrultusunda bilimin, sanatın, üretimin, eğitimin, sağlığın planlandığı bir toplumsal düzen... En ileri bir düzlemde kadınıyla erkeğiyle insanlığın eşitlenmesi temel bir kriterdir. Bireyin, toplumun ve doğanın ihtiyaçlarına göre üretimin planlandığı ve toplumsal yaşamın düzenlendiği; üretenlerin tüm bunlarda söz sahibi olduğu toplumda eşitlik ve özgürlük ilkelerini zedeleyecek her şey toplumun altına döşenecek dinamitlerdir. Bir yanı ile diyebiliriz ki bilimsel sosyalizmin kriterlerine dayalı bir sosyalist toplumda kadın sorununu ortadan kaldıracak her türlü dönüşüm ve yasal düzenleme olmazsa olmazdır veya doğası gereğidir. Şöyle bile tarifleyebiliriz, böylesi bir düzende hakların alınıp verilmesi diye bir şey yoktur; ihtiyaçsa zaten yasada yer alır, geçmişten kalan gerici algılar temizlenir. 

100 yılını geride bırakan Ekim Devrimi, kadınlar açısından haklar, eşitlik ve özgürlük talepleri ile bugünden yürütülen mücadeleyi devrim ve sosyalizm hedefiyle büyütmeye çağırıyor. Ekim Devrimi’nden, sonrasında atılan adımlardan, sosyalist inşayı kesintiye uğratan hatalardan öğrenerek yüzyılın çağrısına yanıt verelim:

Örgütlenelim, devrimi örgütleyelim! 

Z. İnanç