SES İstanbul Şubeleri: Savaşa, ranta, talana değil, sağlığa bütçe!

SES İstanbul Şubeleri; düzenlediği basın toplantısı ile 2018 sağlık bütçesine tepki göstererek “Savaşa, ranta, talana değil, sağlığa bütçe” talebini dile getirdi.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul şubeleri, yaptıkları basın toplantısıyla 2018 sağlık bütçesine tepki göstererek taleplerini açıkladı.

SES Aksaray Şube Sekreteri Emine Atar, İstanbul Anadolu Şube Eşbaşkanı Erdal Güzel, Bakırköy Şube Kadın Sekreteri Hatice Şeker ve Eşbaşkanı Mürsel Fırat ile Şişli Şube Eşbaşkanı Abuzer Arslan’ın katıldığı toplantıda basın açıklamasını

SES Şişli Şube Kadın Sekreteri İpek Deniz okudu.

“Geçmiş yılların bütçelerinde olduğu gibi bu yılın bütçesinde de ne yazık ki, halkın sağlık, sosyal güvenlik ve sosyal hizmetler ihtiyacına cevap veremeyeceği görülmektedir” ifadeleriyle başlayan açıklamada, 15 yıllık AKP döneminde emekçilerden toplanan vergilerin giderek artan oranda kamu hizmetleri dışındaki alanlara aktarılması teşhir edildi.

“AKP yine sınıfsal tercihini ortaya koydu”

AKP’nin, önceki yıllarda olduğu gibi 2018 yılı bütçesi ile bir kez daha sınıfsal tercihini ortaya koyduğuna dikkat çekilerek şunlar söylendi: “2018 yılı bütçesinde gelir eşitsizliği körükleniyor, adaletsizlik büyüyor. Halktan toplanan vergiler halka geri dönmüyor. AKP bütçede en ağır vergi yükünü dolaylı vergiler üzerinden emekçi halka yüklemeye devam ederken, karşılığında halk için ne bir kamu hizmeti üretiyor, ne de istihdam sağlayacak, yaşam kalitesini yükseltecek yatırımlar yapıyor.”

Emekçilerden toplanan bütçelerin nereye harcandığına ilişkin ise şunlar söylendi: “Kendi rejimini güçlendirmeyi hedefleyen alanlara harcıyor, savaşı, rantı, toplumsal yaşamın gericileştirilmesini, kamusal alanların tasfiyesini finanse ediyor. Yani halka, ödediği vergiler karşılığında daha fazla sömürü, daha fazla yoksulluk; özgürlüğün ve toplumsal yaşamın sınırlandırıldığı bir gelecek sunuyor.”

“10 isim adı altında ‘katkı payı’ alınıyor”

2012 yılından itibaren zorunlu GSS uygulaması ile sağlıktaki adaletsizliğin arttığına vurgu yapılan açıklamada birçok sorunun yanı sıra çalışanlar ile emeklilerden 10 farklı isimle ile katılım payları ise şu şekilde sıralandı:

* İlaç bedeli emekliden yüzde 10 çalışandan yüzde 20
* Muayene için 6-15 Türk lirası
* Reçete için 3 Türk Lirası
* Eşdeğer ilacın en ucuzunun yüzde 10’u
* İlaç kutusu başına ek 1 Türk Lirası
* Tetkik parası
* Öncelikli tetkik parası
* Özel hastane işlemlerinde liste fiyatından % 200’e ulaşan oranlarda ödeme
* İstisnai hizmetle hastaneye göre değişin otelcilik ücretleri ödemesi
* Telefonla randevu için 4.5 Türk Lirası harcama

“3 dakikada 1 hastaya muayene/tedavi”

Yeni sağlık politikalarının uygulanmaya başladığı 2009 yılında 28,8 milyar lira olan sağlık harcamalarının 2016 yılında 68 milyar liraya dayandığı, 2009'da 245,9 milyon olan hasta başvuru sayısının 2016 yılında 490 milyona ulaştığı verileri de paylaşılarak “Hastaneler adeta ticarethanelere dönüştürülmüş, 3 dakikada 1 hasta muayene/tedavi sürecine gelmiştir” dendi.

Kamu yatırımları azalırken özel sektör yatırımları arttı

Kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının sürekli azalırken, özel sektör yatırımlarının ise sürekli artış gösterdiği belirtilen açıklamada şunlar söylendi: “Sağlık hizmetlerinde bugün kuyruklar bitmediği gibi 22,5 TL olan  hekim muayene ücretinin GSS kapsamında olmayanlar veya prim borcu olanlar için 50 TL’ye çıkarılması gibi katkı payı, sağlık hizmetine ulaşamama, hizmetin niceliğinin artarken niteliğinin düşmesi ve eşitsizliklerin giderek artması gibi sorunlar ‘dönüşüm’ söyleminin somut çıktıları olarak belirmektedir. Piyasalaştırma sürecinde AKP, sağlık alanına eskiye nazaran çok daha fazla kaynak aktararak ve talebi kışkırtarak sağlık ve sosyal güvenlik alanını ulusal ve uluslararası sermaye için çekici hale getirmeye çabalamaktadır.” Ayrıca, Şehir Hastaneleri ile de özel sektöre kaynak aktarıldığı belirtildi.

Özel hastane sayısı 15 yılda iki katına çıktı

Açıklamanın devamında özel hastanelerin sayısındaki artış ve sağlığa 2018 yılı için ayrılan bütçeye ilişkin ise şunlar söylendi:

“- Türkiye'de 711 kamu hastanesi, 560 özel hastane ve 70 Üniversite hastaneleri ile sağlık hizmetleri veriliyor.

- 2002’de özel hastane sayısı 271 iken bu sayı 2017 itibariyle 560 oldu.

- Toplam hastaneler içindeki özel sektör payı ise 2002’de %7,5 iken 2017’de %41,7’ye çıkmıştır.

2018 yılında, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları için toplam 37 milyar 571 milyon 386 bin TL’lik bir bütçe ayrılmıştır. Bu rakam, toplam bütçenin ancak %5’ine denk gelmektedir. Savaş için ayrılan bütçe sağlık bütçesinden 44,6 milyar TL fazladır. Kamu sağlık alanında ticari bir mantığa yaslanan finansman biçimi benimsendiğinden, sağlığa ayrılan paradaki artışı olumlu bir gelişme olarak okumak mümkün değildir.”

Talepler

Açıklamanın devamında şu talepler sıralandı:

“2018 bütçesi sermayenin, yerli ve yabancı tekellerin ve savaş lobisinin çıkarları doğrultusunda değil, bütçenin asıl kaynağı olan işçi ve emekçilerin ekonomik ve sosyal ihtiyaçları gözetilecek şekilde hazırlanmalıdır.

Güvenceli istihdamın korunması ve geliştirilmesi temel yaklaşım olmalı, bunun için öncelikle kamu harcamaları ve kamu istihdamı arttırılmalıdır. İş güvencesinin sağlandığı, taşeron çalışmanın yasaklandığı bir bütçe hazırlanmalıdır.

Kamu emekçilerinin 2017 enflasyon farkı ‘ek zam’ olarak 2018 bütçesi içinde yer almalı, yılın ikinci yarısında ücretleri eriten ‘artan oranlı vergi dilimi’ uygulamasına son verilmeli, ek ödemeler temel ücrete yansıtılmalıdır.

Emekçilerin yoksulluğunu arttıran dolaylı vergiler azaltılmalı, kazanca göre vergilendirme esas olmalı, yüksek gelirlilerden belli bir oranda ‘servet vergisi’ alınmalıdır.

Kıdem tazminatının fiilen kaldırılması, taşeron çalışmanın artması, bölgesel asgari ücret ve kiralık işçilik gibi yasal düzenlemeler derhal geri çekilmelidir.

Elektrik ve doğalgaz zamları geri alınmalı, 2018’de temel tüketim mallarına herhangi bir zam yapılmamalıdır.

Ağır borç yükü altındaki ücretli emekçilerin borç faizleri silinmeli, yasal borç takipleri durdurulmalı, ücretlilere borçlarını ödeme kolaylığı getirilmelidir.”

Basın toplantısı, herkese, nitelikli, ulaşılabilir, eşit, parasız ve anadilinde sağlık hizmeti için mücadele edileceği vurgusuyla sona erdi.

Kızıl Bayrak / İstanbul